İnsanlar bu oyunu neden bu kadar gömmüş anlamadım. Açık dünyası çok dolu olmasa da epey geniş. Üs inşa etmedeki detaylar ve zorluk harikulade,İnsanlar bu oyunu neden bu kadar gömmüş anlamadım. Açık dünyası çok dolu olmasa da epey geniş. Üs inşa etmedeki detaylar ve zorluk harikulade, senaryosu fena değil, yan görevler eh işte, DLC'ler iyi.
Bu özeti biraz daha detaylandıracak olursam, ilk on saatte açık dünyadaki her yere giriyordum. Radar uzakta belli belirsiz görünen her simgeye bile gidiyordum. Sonra haritanın gerçek büyüklüğünü fark edince ve oyunu en ince ayrıntısına kadar tamamlamanın süresine internetten bakınca (230 saat) bu huyumdan vazgeçtim. Yan görevlerin beni götürdüğü açık dünya mekanlarına gittim sadece. Kasaba gibi yerlerde ise güzel bir yan görev bulurum umuduyla herkesle konuşmaya devam ettim.
Oyunun ilk 30-40 saatinde toplamda sadece iki tane ana görev yaptım. İlk başta yan görevlerle devam ederken farkında olmadan Automatron (iyiydi) ve Vault-Tec (ilginç başladı saçma sapan bir şeye dönüştü) DLC'lerini bitirmişim. Ana görevlere adam akıllı başladığımda 30 level olmuştum.
Oyunda bütün faction'lara katıldım. Brotherhood of Steel neredeyse hiç görev yapmadım, Minuteman'de yarıladım, diğerlerini ise komple bitirdim. İlkinde Railroad ile bitirdim sonra save'e dönüp Institute ile.
Fallout serisinden sadece New Vegas'ı oynamış birisi olarak şunu söyleyebilirim ki buradaki faction muhabbeti biraz yüzeysel kalmış. New Vegas'ta bizim dışımızda çatışan gruplar vardı, istersek onlara katılabiliyorduk ama istersek dışarıdan ufak ufak yardım ediyorduk. Burada da finalde, özellikle de Enstitü'de oğlumuz başkanlığı bize devredeceğini açıkladıktan sonra, Enstitü ile Demiryolu arasında bir barış kuracağımızı, düşündüm. Enstitü'yü sentetiklerin özgürlüğünü kabul etmeye zorlayabilmeli ancak nükleer bomba patlatmadan barış içinde bu işi çözebilmeliydik. Yani sonunda illa bir taraf seçmek zorunda kalmasak daha iyi olurdu. Fallout gibi senaryoda farklı sonuçlara ulaşabildiğimiz gerçek bir rpg 'den bu seçeneği beklerdim.
Üs inşa etmek oyunun en zevkli kısmı belki de. Forest vesaireden çok daha detaylı. Üssünüzü bir kaç açıdan farklı yöntemlerle geliştirebiliyorsunuz. Ben şekilli şukullu işlere girmedim pek sevmediğimden ama meraklısı büyük zevk alacaktır. Silah ve zırh çeşitliliği çok fazla. İster yerden bulun ister kendiniz modlayın seçenekler sınırsız. Üstelik sadece istatistiği değiştiren değişiklikler değil bunlar. Direkt olarak oynanışı etkiliyor. Bir makineliyi keskin nişancıya, daha az tepen bir silaha, tekli ateş eden bir silaha çevirmek hatta mermi türünü değiştirmek bile mümkün. Yanınızda dolaşan robotu (ben ADA'yı aldım) dilediğiniz gibi modlayabiliyorsunuz. Bu da size yaptığı yardımları ciddi şekilde değiştiriyor.
Ana senaryodaki derinlik finali hariç fena değildi ama bana sanki biraz kısa geldi. Ya da ben arada diğer DLC'leri bitirdiğim için zaman algım bozulmuş olabilir. Arada oynadığım DLC'lerden Far Harbor'ı beğendim. Nuka-World de fena değildi.
Oyunda skill sisteminin perk şeklinde olması ve öyle ilerlemesi ilka başta garip gelse de sonradan alıştım. Zaten olmazsa olmaz bir kaç tane şey var onun dışındakiler biraz şov. Level atlamak kolay olduğu için problem olmadı.
Oyunun en takdir ettiğim özelliği post-apokaliptik atmosferi muazzam vermesi. Kırsal alan tam çorak, doğru düzgün bir ağaç falan yok. True Storms modu sayesinde arada öyle fırtınalara çıkıyor ki görsel olarak şahane. Şehirlere geldiğimizde ise her yer yıkık dökük. Eski binalara, hastaneler, sinamalar, kafeler, fabriikalar, kısacası şehri şehir yapan her şey var. Ancak hepsi savaşta mahvolmuş. Şehirde dolaşırken, taa uzaklardan silah sesi geliyor, havada uçan ışın silahı mermilerini görüyorsunuz, aniden karşınıza birisi çıkıp sebepsizce size ateş ediyor. Boş boş dolaşmayı çok sevdim bu oyunda.
Beni hayal kırıklığına uğratan şey ise diyalog kalitesi oldu. Özellikle Enstitü üyeleri ve Demiryolu yoldaşları ile konuşurken daha çok özgür irade, robot bilimi, felsefe, özgürlük, sentetikler birey midir, hangi aşamadan sonra birey kabul edilmelidir gibi derin muhabbetler olsun isterdim. Oralara neredeyse hiç girmemiş ya da yüzeysel kalmış.
Görevleri çok sevmedim. Ana veya yan fark etmez görevlerin yüzde doksanı şu mekanı temizle, şu mekanda bir şey var onu al gele bağlanıyor. Tamam combat mekaniği keyifli de insan daha farklı şeyler görmek istiyor.
Rpg kısmı da zayıf kalmış. Diyalogların azlığı nedeniyle insanları karakterleri ve dünyayı yeterince tanıyamıyorsun. Olaylara yön verme derecesi de kısıtlı.… Expand